Steam Kütüphanesindeki “Oynarım Dursun” Çöplüğü Nasıl Temizlenir?

İçerik Tablosu

Gabe Newell yine yapacağını yaptı, değil mi? O meşhur “Yaz İndirimleri” bildirimi telefonuna düştü, cüzdanın fermuarı gevşedi ve kendini bir anda %80 indirimli, muhtemelen adını bile daha önce duymadığın o bağımsız oyunu sepetine atarken buldun. “Beş lira yahu, su parası!” dedin. “Oynarım dursun, kütüphanede bulunsun” dedin.

Sonuç? Şu an Steam kütüphanende “Yüklü Olmayanlar” sekmesi altında grileşmiş yüzlerce isim sana bakıyor. O isimler artık birer eğlence aracı değil; her biri sana zamanını yönetemediğini, paranı çarçur ettiğini ve asla bitiremeyeceğin bir yükün altına girdiğini fısıldayan birer vicdan azabı kaynağı.

Biz buna “Backlog” diyoruz. Ama aslında bunun adı “Dijital İstifçilik”. Evini eski gazetelerle dolduranlardan tek farkımız, bizim çöplerimizin sanal olması. Peki, bu dijital obeziteden nasıl kurtulacağız? Cevap basit ama uygulaması zor: Acımasız olacaksın.

1. Kutsal “İki Saat” Kuralı ve Batık Maliyet Yanılgısı

Ekonomi biliminde “Batık Maliyet Yanılgısı” (Sunk Cost Fallacy) diye bir kavram vardır. Bir şeye para harcadığın için, o şey sana zarar veriyor veya keyif vermiyor olsa bile onu kullanmaya devam etme zorunluluğudur bu. Steam kütüphanen bu yanılgının müzesi gibidir.

Bir oyunu indirdin, hevesle “Oyna” tuşuna bastın. İlk bir saat geçti, oyun seni içine çekmedi. Mekanikler hantal, hikaye klişe ya da sadece senin moduna uygun değil. İçindeki ses “Ama para verdim, biraz daha şans vermeliyim, belki ileride açılır,” diyor.

Hayır, açılmayacak.

Hayat, kötü arayüzlerle boğuşmak veya sıkıcı diyalogları okumak için çok kısa. Steam’in iade politikasını (oynama süresi 2 saatin altındaysa iade hakkı) bir yaşam felsefesi haline getir. Eğer iade süresini geçirdiysen bile, “sil” tuşuna basmaktan korkma. O oyunu silmek, sana kaybettiğin parayı geri getirmez ama gelecekte kaybedeceğin değerli saatleri sana hediye eder. Beğenmediğin bir oyunda geçirdiğin her dakika, aslında oynamayı çok seveceğin o diğer oyundan çaldığın zamandır.

2. İkili Sistem: Odaklanma Sanatı

Modern çağın bir diğer hastalığı da “multitasking” yani aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışmak. Oyuncular olarak bunu çok sık yapıyoruz. Aynı anda The Witcher 3‘e başlayıp, araya Elden Ring sıkıştırıp, akşamları da arkadaşlarla Valheim girmeye çalışıyoruz. Sonuç? Hepsinde yarım yamalak ilerliyor, hiçbirinin hikayesine tam olarak hakim olamıyor ve sonunda hepsinden soğuyup bırakıyoruz.

Çözüm, “Aynı Anda Maksimum 2 Oyun” kuralıdır:

  1. Ana Yemek (Hikayeli/Ağır Oyun): Bu, senin odaklanacağın, dünyasına gireceğin, karakterleriyle bağ kuracağın oyundur (Baldur’s Gate 3, God of War vb.). Bu slotta sadece tek bir oyun olabilir. Bu oyun bitmeden veya sen pes etmeden, bu slota başka bir oyun giremez.

  2. Tatlı/Çerez (Kafa Dağıtmalık): Bu oyunun sonu yoktur. Hikaye takibi gerektirmez. FIFA, CS2, Rocket League veya Vampire Survivors gibi, 20 dakika girip stres atıp çıkabileceğin oyunlardır.

Üçüncü bir slot açmak ihanettir. Eğer üçüncü bir hikayeli oyuna başlarsan, ilk başladığın oyuna bir daha asla dönmeyeceksin. Kendini kandırma. O save dosyası sonsuza kadar “%14 Tamamlandı” olarak kalacak.

3. Hype Treninden Hemen İnin

Oyun dünyasında pazarlama departmanları, geliştiricilerden daha fazla çalışıyor. Bir oyun çıkmadan önce yaratılan “Hype” (heyecan fırtınası), seni o oyunu almazsan eksik kalacağına, herkesin konuştuğu o deneyimi kaçıracağına inandırır (FOMO).

70 Dolar (veya güncel kurla servet değerindeki TL karşılığı), bozuk optimizasyonlu, yarım yamalak ve içerik eksiği olan bir “Erken Erişim” kılıklı AAA oyuna vermek için çok büyük bir para.

Yeni çıkan oyunları alma. Bekle. Oyun bir yere kaçmıyor. Hatta sen bekledikçe oyun güzelleşiyor.

  • Hataları (bug) temizleniyor.

  • Performansı artıyor.

  • DLC’leri çıkıyor ve paket haline geliyor.

  • Ve en önemlisi: Fiyatı düşüyor.

Steam kütüphanendeki oynamadığın 50 oyun dururken, yeni çıkan o popüler oyunu almak, tıka basa dolu bir buzdolabına sahipken dışarıdan yemek söylemeye benzer. Önce dolaptakileri bitir. Sen elindekileri oynayana kadar, o 70 dolarlık oyun muhtemelen “Game of the Year” sürümüyle %50 indirime girecek.

Kütüphaneni Değil, Zihnini Temizle

Steam kütüphanen bir “yapılacaklar listesi” (To-Do List) değildir. Orası bir eğlence parkıdır. Kendini oynamak zorunda hissettiğin için değil, oynamak istediğin için bilgisayarın başına geçmelisin.

Şu an Steam’i aç. Asla oynamayacağını bildiğin o oyunlara sağ tıkla, “Yönet” de ve “Hesabımdan Kaldır” veya “Gizle” seçeneğini kullan. Sayı azaldıkça, üzerindeki baskının da azaldığını hissedeceksin. Unutma; oyun oynamak bir iş değildir, eğer sana iş gibi gelmeye başladıysa, yanlış oynuyorsun demektir.

Acımasız ol, seçici ol ve en önemlisi; sadece keyif aldığın sürece oyna.